

KOAH, kronik obstrüktif akciğer hastalığı ifadesinin kısaltmasıdır. Akciğerlerde hava akımının kalıcı ve ilerleyici şekilde kısıtlanmasıyla seyreden kronik bir solunum hastalığıdır. En sık sigara dumanı, hava kirliliği, mesleki toz ve kimyasal maruziyetler gibi uzun süreli zararlı solunan parçacıklara bağlı gelişir.
KOAH’ta temel sorun, havanın akciğerlere girip çıkmasının zorlaşmasıdır. Kişi özellikle nefes verirken zorlanır. Bu durum zamanla nefes darlığı, kronik öksürük, balgam, hırıltı, efor kapasitesinde azalma ve tekrarlayan alevlenmelerle kendini gösterebilir.
KOAH genellikle yavaş ilerler. Bu nedenle birçok kişi ilk yıllarda belirtileri yaşlanmaya, sigaraya, kondisyon düşüklüğüne veya kilo artışına bağlayabilir. Merdiven çıkarken zorlanma, hızlı yürüyememe veya sabah balgamı gibi şikâyetler uzun süre önemsenmeyebilir.
KOAH tanısı yalnızca şikâyetlere bakılarak konulmaz. Tanının doğrulanması için solunum fonksiyon testi, yani spirometri gerekir. Bronkodilatör adı verilen nefes açıcı ilaç sonrasında yapılan ölçümde FEV1/FVC oranının belirli sınırın altında olması kalıcı hava akımı kısıtlılığını gösterir.
KOAH’ın ileri evre kabul edilmesi ise yalnızca “hasta çok öksürüyor” veya “nefes darlığı var” demekle belirlenmez. İleri evre değerlendirmesinde solunum fonksiyon testi, FEV1 değeri, nefes darlığı düzeyi, alevlenme sıklığı, hastane yatışı öyküsü, oksijen düşüklüğü, karbondioksit yüksekliği, egzersiz kapasitesi, kilo kaybı, kas güçsüzlüğü ve eşlik eden kalp-akciğer sorunları birlikte ele alınır.
KOAH, kronik obstrüktif akciğer hastalığı anlamına gelir.
Bu ifadede üç önemli kavram vardır:
Kronik kelimesi, hastalığın uzun süreli olduğunu gösterir. KOAH genellikle yıllar içinde gelişir ve tamamen ortadan kaybolan kısa süreli bir enfeksiyon gibi değerlendirilmez.
Obstrüktif kelimesi, hava yollarında daralma ve hava akımında kısıtlanma olduğunu ifade eder. Kişi özellikle nefes verirken havayı akciğerlerinden yeterince rahat çıkaramaz.
Akciğer hastalığı ifadesi ise sorunun bronşları, küçük hava yollarını ve akciğer dokusunu birlikte etkileyebileceğini anlatır.
KOAH tek bir görüntüden ibaret değildir. Bazı hastalarda kronik bronşit bulguları daha ön plandayken, bazı hastalarda amfizem daha baskın olabilir. Çoğu hastada bu iki yapı farklı oranlarda birlikte bulunur.
KOAH’ta akciğerlerde birkaç temel değişiklik gelişebilir.
Hava yollarında kronik iltihaplanma oluşur. Bu durum bronş duvarlarının kalınlaşmasına, daralmasına ve daha fazla balgam üretilmesine neden olabilir.
Küçük hava yollarında daralma ve tıkanma gelişir. Bu, özellikle nefes verirken havanın akciğerden çıkmasını zorlaştırır.
Akciğer dokusundaki hava kesecikleri zarar görebilir. Bu durum amfizem olarak adlandırılır. Hava keseciklerinin yapısı bozulduğunda oksijenin kana geçişi ve karbondioksitin atılması zorlaşabilir.
Akciğer içinde hava hapsi gelişebilir. Hasta nefes verirken havayı tam boşaltamaz ve bir sonraki nefese zaten dolu kalan akciğerlerle başlar. Bu durum nefes darlığını artırabilir.
Zamanla solunum kasları daha fazla çalışmak zorunda kalır. Özellikle ileri evrede kişi basit günlük aktivitelerde bile nefes nefese kalabilir.
Kronik bronşit, uzun süreli öksürük ve balgam üretimiyle karakterize bir durumdur.
Klasik tanımda, en az iki yıl boyunca ve her yıl en az üç ay süren öksürük-balgam yakınması kronik bronşit açısından anlamlı kabul edilir. Ancak klinik değerlendirmede yalnızca bu süreye değil, hastanın genel solunum bulgularına ve spirometri sonucuna da bakılır.
Kronik bronşitte bronşların iç yüzeyi tahriş olur, iltihaplanır ve daha fazla mukus üretir. Bu durum:
gibi belirtilere neden olabilir.
Kronik bronşit KOAH’ın bir parçası olabilir. Ancak her kronik öksürük KOAH anlamına gelmez. Astım, bronşektazi, reflü, sinüzit, ilaç yan etkisi ve başka akciğer hastalıkları da kronik öksürük yapabilir.
Amfizem, akciğerlerdeki hava keseciklerinin yapısının bozulmasıdır.
Normalde hava kesecikleri oksijenin kana geçmesine ve karbondioksitin atılmasına yardımcı olur. Amfizemde bu keseciklerin duvarları hasar görür ve akciğerin elastik geri çekilme gücü azalır.
Bunun sonucunda:
Amfizem bazen akciğer tomografisinde belirgin şekilde görülebilir. Ancak KOAH tanısı için yalnızca görüntüleme yeterli değildir. Solunum fonksiyon testiyle hava akımı kısıtlılığının gösterilmesi gerekir.
KOAH’ın en önemli nedeni uzun süreli sigara dumanı maruziyetidir. Sigara içmek, KOAH için en bilinen risk faktörüdür. Ancak KOAH yalnızca sigara içenlerde görülmez.
KOAH riskini artırabilecek faktörler şunlardır:
Risk faktörlerinin bir araya gelmesi hastalık gelişme ihtimalini artırabilir. Örneğin sigara içen ve aynı zamanda mesleki toza maruz kalan bir kişide risk daha yüksek olabilir.
Evet. Sigara içmeyen kişilerde de KOAH gelişebilir.
Sigara dışı nedenler arasında:
bulunabilir.
Bu nedenle “hiç sigara içmedim, bende KOAH olmaz” düşüncesi doğru değildir. Özellikle uzun süre duman, toz, kimyasal veya kirli hava maruziyeti olan kişilerde KOAH değerlendirilebilir.
KOAH belirtileri yavaş ve sinsi başlayabilir.
En sık belirtiler şunlardır:
İleri evrede belirtiler daha belirgin hale gelebilir:
Belirtilerin şiddeti her zaman solunum testiyle birebir aynı olmayabilir. Bazı hastalarda FEV1 orta düzeyde düşmüşken belirgin nefes darlığı olabilir. Bazı hastalarda ise test ileri bozulmuş olduğu halde kişi günlük yaşamını sınırlı aktiviteyle sürdürüyor olabilir.
KOAH tanısı için hastanın şikâyetleri, risk faktörleri, muayene bulguları ve solunum fonksiyon testi birlikte değerlendirilir.
Tanı sürecinde şu başlıklar ele alınabilir:
KOAH tanısı yalnızca akciğer filmiyle konulmaz. Akciğer grafisi başka hastalıkları dışlamak veya ek bulguları görmek için yararlı olabilir. Ancak KOAH tanısında temel test spirometridir.
Spirometri, solunum fonksiyon testi olarak da bilinir. Hastanın derin nefes aldıktan sonra cihaz içine güçlü ve hızlı şekilde nefes vermesiyle yapılır.
Spirometri ile akciğerlere giren ve çıkan hava miktarı, hava akım hızı ve hava yollarındaki daralma değerlendirilir.
KOAH açısından en önemli ölçümler şunlardır:
FEV1, kişinin ilk bir saniyede çıkarabildiği hava miktarıdır.
FVC, kişinin derin nefes aldıktan sonra güçlü şekilde çıkarabildiği toplam hava miktarıdır.
FEV1/FVC oranı, hava akımında tıkanıklık olup olmadığını göstermeye yardımcı olur.
KOAH tanısında bronkodilatör sonrası FEV1/FVC oranının 0,70’in altında olması kalıcı hava akımı kısıtlılığı açısından temel ölçüttür. Ancak tanı yalnızca rakama bakılarak değil, belirtiler ve risk faktörleriyle birlikte konulmalıdır.
Bronkodilatör, hava yollarını geçici olarak genişleten nefes açıcı ilaçtır.
Spirometri bazen bronkodilatör öncesi ve sonrası yapılır. KOAH tanısında önemli olan, bronkodilatör sonrasında da hava akımı kısıtlılığının devam edip etmediğidir.
Bu yaklaşım, astım gibi daha değişken ve geri dönüşlü hava yolu hastalıklarından ayrımda yardımcı olabilir.
Ancak KOAH ve astım bazı hastalarda birlikte bulunabilir. Bu nedenle test sonucu, hastanın yaşı, belirtileri, öyküsü, alerji durumu, sigara öyküsü, tomografi bulguları ve tedavi yanıtı birlikte değerlendirilmelidir.
KOAH evrelemesi birkaç farklı başlıkla yapılır.
Birincisi, spirometriye göre hava akımı kısıtlılığı derecesidir. Bu genellikle GOLD 1, GOLD 2, GOLD 3 ve GOLD 4 olarak ifade edilir.
GOLD 1, hafif hava akımı kısıtlılığı anlamına gelir. FEV1 beklenen değerin yüzde 80’i veya üzerinde olabilir.
Bu evrede bazı hastalarda belirti azdır. Ancak öksürük, balgam veya eforla nefes darlığı görülebilir.
Hafif evre denmesi hastalığın önemsiz olduğu anlamına gelmez. Sigaranın bırakılması, risk faktörlerinden uzaklaşma, aşılar, egzersiz ve doğru takip bu dönemde çok önemlidir.
GOLD 2, orta derecede hava akımı kısıtlılığı anlamına gelir. FEV1 beklenen değerin yüzde 50 ila 79’u arasında olabilir.
Bu evrede nefes darlığı daha belirgin hale gelebilir. Hasta merdiven çıkarken, hızlı yürürken veya yük taşırken zorlanabilir.
Birçok KOAH hastası ilk kez bu dönemde doktora başvurur. Çünkü günlük yaşam kısıtlanmaya başlar. İnsanlar akciğer kapasitesi düşene kadar “kondisyonum azaldı” diye kendini kandırmayı sever; klasik insan savunma mekanizması.
GOLD 3, ağır hava akımı kısıtlılığı anlamına gelir. FEV1 beklenen değerin yüzde 30 ila 49’u arasında olabilir.
Bu evrede nefes darlığı günlük yaşamı daha belirgin etkiler. Hasta düz yolda yürürken yavaşlamak zorunda kalabilir, merdiven çıkmakta belirgin zorlanabilir, sık alevlenmeler yaşayabilir.
GOLD 3 düzeyi, KOAH’ın ileri evre olarak değerlendirilebileceği önemli eşiklerden biridir. Ancak ileri evre kararı yalnızca FEV1 değerine göre verilmez. Hastanın semptomları, alevlenme sıklığı, oksijen düzeyi ve günlük yaşam kapasitesi de değerlendirilir.
GOLD 4, çok ağır hava akımı kısıtlılığı anlamına gelir. FEV1 beklenen değerin yüzde 30’unun altında olabilir.
Bazı hastalarda FEV1 yüzde 30’un üzerinde olsa bile solunum yetmezliği, oksijen düşüklüğü, karbondioksit yüksekliği veya ciddi klinik bulgular varsa hastalık ileri evre kabul edilebilir.
GOLD 4 düzeyinde:
Bu evrede tedavi yalnızca ilaç düzenlemesi değildir. Pulmoner rehabilitasyon, oksijen değerlendirmesi, beslenme, alevlenme önleme, ileri tedavi seçenekleri ve yaşam planlaması birlikte ele alınmalıdır.
Hayır. KOAH değerlendirmesinde FEV1 önemlidir ancak tek başına yeterli değildir.
Aynı FEV1 değerine sahip iki hasta tamamen farklı yaşam kalitesine sahip olabilir. Bir hasta günlük işlerini sürdürebilirken diğeri kısa mesafede bile durmak zorunda kalabilir.
Bu nedenle KOAH değerlendirmesinde şu bilgiler birlikte kullanılır:
KOAH’ta evreleme, tedaviyi ve risk değerlendirmesini yönlendirmek için kullanılır. Ancak hasta yalnızca test sonucu değildir. Evet, bu çok şaşırtıcı ama hâlâ insan bedeni Excel tablosuna tam sığmıyor.
Güncel KOAH değerlendirmesinde hastalar yalnızca FEV1’e göre değil, semptom yükü ve alevlenme riskine göre de gruplandırılır.
Bu gruplama genel olarak A, B ve E şeklinde yapılır.
Grup A’da semptom yükü daha düşüktür ve alevlenme riski daha azdır.
Bu hastalarda nefes darlığı ve günlük yaşam etkilenmesi sınırlı olabilir. Son bir yılda sık alevlenme veya hastane yatışı öyküsü genellikle yoktur.
Grup B’de semptom yükü daha fazladır ancak alevlenme riski çok yüksek olmayabilir.
Bu hastalarda nefes darlığı, günlük aktivite kısıtlanması, yorgunluk ve yaşam kalitesi etkilenmesi daha belirgindir. Tedavi planı semptom kontrolüne odaklanır.
Grup E, alevlenme riskinin yüksek olduğu hastaları ifade eder.
Bu grupta son bir yıl içinde sık alevlenme veya hastane yatışı öyküsü bulunabilir. Alevlenmeler hastalığın ilerlemesini hızlandırabilir, akciğer fonksiyonlarını kötüleştirebilir ve yaşam kalitesini ciddi şekilde bozabilir.
Grup E’de amaç yalnızca günlük nefes darlığını azaltmak değildir. Aynı zamanda alevlenmeleri önlemek, hastane yatışını azaltmak ve uzun dönem riski yönetmektir.
KOAH’ın ileri evre kabul edilmesi birkaç farklı durumla ilişkilidir.
Genel olarak KOAH şu durumlarda ileri evre kabul edilebilir:
Bu nedenle ileri evre KOAH yalnızca “solunum testi kötü çıktı” anlamına gelmez. Solunum testi, hastanın yaşam kapasitesi ve sistemik etkiler birlikte değerlendirilir.
Spirometrik olarak ileri evre KOAH çoğunlukla GOLD 3 ve GOLD 4 düzeyleriyle ilişkilidir.
GOLD 3’te FEV1 beklenen değerin yüzde 30 ila 49’u arasındadır. Bu ağır hava akımı kısıtlılığı olarak kabul edilir.
GOLD 4’te FEV1 beklenen değerin yüzde 30’unun altındadır. Bu çok ağır hava akımı kısıtlılığıdır.
Ancak FEV1 değerinin yüzde 50’nin altında olması tek başına tüm tabloyu anlatmaz. Hastanın nefes darlığı, oksijen durumu, alevlenmeleri ve günlük yaşam etkilenmesi de mutlaka değerlendirilmelidir.
İleri evre KOAH’ta nefes darlığı günlük yaşamı belirgin şekilde sınırlar.
Hasta:
mMRC nefes darlığı ölçeği bu değerlendirmede kullanılabilir. Bu ölçek, nefes darlığının günlük aktiviteleri ne kadar sınırladığını anlamaya yardımcı olur.
Nefes darlığı yalnızca akciğer fonksiyonuyla ilişkili değildir. Kalp hastalığı, kansızlık, kas kaybı, kilo, kondisyon düşüklüğü ve kaygı da nefes darlığını artırabilir. Bu nedenle ileri evre değerlendirmesi bütüncül yapılmalıdır.
KOAH alevlenmesi, hastanın solunum şikâyetlerinde normal günlük değişimlerin ötesinde belirgin kötüleşme olmasıdır.
Alevlenmede:
Son bir yıl içinde sık alevlenme yaşamak veya alevlenme nedeniyle hastaneye yatmak, hastalığın daha riskli grupta olduğunu gösterir.
Alevlenmeler KOAH’ta önemlidir çünkü her alevlenme akciğer fonksiyonlarında kalıcı kayba, yaşam kalitesinde düşmeye ve hastane yatışı riskinde artışa yol açabilir.
İleri evre KOAH’ta alevlenmeler daha sık, daha ağır ve daha zor toparlanan şekilde görülebilir.
Evet. Oksijen düşüklüğü ileri evre KOAH’ın önemli bulgularından biri olabilir.
Normalde akciğerler oksijeni kana geçirir ve karbondioksiti vücuttan uzaklaştırır. KOAH ilerledikçe bu gaz alışverişi bozulabilir.
Oksijen düşüklüğü şu belirtilere neden olabilir:
Oksijen satürasyonu parmak ucundan ölçülebilir. Ancak uzun süreli oksijen tedavisi kararı yalnızca tek bir parmak ölçümüyle verilmez. Stable dönemde, uygun şartlarda ve gerekirse kan gazı ölçümüyle değerlendirme yapılır.
KOAH ileri evrede yalnızca oksijen düşüklüğü değil, karbondioksit yüksekliği de gelişebilir.
Karbondioksit, vücudun metabolik atık gazıdır ve normalde solunumla dışarı atılır. Akciğerler yeterince havalanamadığında kanda karbondioksit birikebilir.
Karbondioksit yüksekliği:
ile ilişkili olabilir.
Karbondioksit yüksekliği kan gazı testiyle değerlendirilir. İleri evre KOAH’ta bazı hastalarda non-invaziv ventilasyon gibi solunum destekleri gündeme gelebilir.
Uzun süreli oksijen tedavisi, her KOAH hastasına verilen bir tedavi değildir. Sadece belirli ölçütleri karşılayan kronik oksijen düşüklüğü olan hastalarda değerlendirilir.
Oksijen tedavisi genellikle şu durumlarda gündeme gelebilir:
Uzun süreli oksijen tedavisi kararı hekim tarafından verilir. Oksijen cihazı “nefesim daraldı, biraz açayım” mantığıyla rastgele kullanılmamalıdır. Oksijen ilaçtır; evde duruyor diye dekorasyon ürünü değildir.
Evet. KOAH ilerledikçe akciğer damarlarında basınç artışı gelişebilir. Bu durum pulmoner hipertansiyon olarak adlandırılır.
Akciğer damarlarındaki basınç artışı sağ kalbin daha fazla çalışmasına neden olabilir. Zamanla sağ kalp yetmezliği gelişebilir.
Belirtiler şunlar olabilir:
Bu bulgular ileri evre KOAH’ta daha ciddi sistemik etkileri düşündürebilir. Kalp hastalıklarıyla karışabileceği için kardiyoloji ve göğüs hastalıkları değerlendirmesi birlikte gerekebilir.
Evet. İleri evre KOAH yalnızca akciğerleri etkileyen bir hastalık gibi düşünülmemelidir. Tüm vücudu etkileyebilir.
İleri evrede bazı hastalarda:
görülebilir.
Nefes almak için harcanan enerji artar. Aynı zamanda iştahsızlık, inflamasyon, hareketsizlik ve alevlenmeler kas kaybını hızlandırabilir.
Kas gücü azaldıkça kişi daha az hareket eder. Daha az hareket ettikçe kaslar daha da zayıflar. Böylece nefes darlığı ve hareketsizlik birbirini besleyen bir döngü oluşturur.
Egzersiz kapasitesi, KOAH’ın günlük yaşama etkisini anlamada çok değerlidir.
Bazı hastalarda test sonuçları benzer olsa bile yürüme mesafesi, merdiven çıkma kapasitesi ve günlük aktivite düzeyi çok farklı olabilir.
Egzersiz kapasitesi şu yöntemlerle değerlendirilebilir:
İleri evre KOAH’ta kişi kısa mesafede durmak zorunda kalabilir. Efor sırasında oksijen düşüklüğü gelişebilir. Bu durum tedavi planını etkiler.
Pulmoner rehabilitasyon, ileri evrede bile nefes darlığını azaltmaya, egzersiz kapasitesini artırmaya ve yaşam kalitesini iyileştirmeye yardımcı olabilir.
Hayır. İleri evre KOAH ve son evre KOAH aynı anlamda kullanılmamalıdır.
İleri evre KOAH, hastalığın belirgin solunum fonksiyon kaybı, ciddi semptomlar, sık alevlenmeler veya oksijen ihtiyacı gibi özellikler taşıdığını ifade eder.
Son evre KOAH ise daha ağır bir tabloyu anlatır. Bu dönemde hastanın yaşam beklentisi, tedaviye yanıtı, sık hastane yatışları, solunum yetmezliği, günlük bağımlılık düzeyi ve palyatif bakım ihtiyacı gündeme gelebilir.
Her GOLD 3 hastası son evre değildir. Her oksijen kullanan hasta da mutlaka “son evre” olarak değerlendirilmez. Bu ifadeler dikkatli kullanılmalıdır.
Son evre KOAH’ta belirtiler daha ağır olabilir.
Görülebilecek bulgular şunlardır:
Bu tablo hastadan hastaya değişebilir. Son evre ifadesi yalnızca test sonucu üzerinden değil, klinik gidişat ve hastanın genel durumu üzerinden değerlendirilmelidir.
Tek bir alevlenme, KOAH’ın hemen ileri evreye geçtiği anlamına gelmez. Ancak sık ve ağır alevlenmeler hastalığın daha riskli hale geldiğini gösterir.
Alevlenmeler özellikle şu durumlarda önemlidir:
Bu durumlarda tedavi yeniden düzenlenmeli, inhaler kullanımı kontrol edilmeli, aşılar gözden geçirilmeli, pulmoner rehabilitasyon ve ileri tedavi seçenekleri değerlendirilmelidir.
KOAH ilerlemesi kişiden kişiye değişir. Bazı kişilerde hastalık yıllarca yavaş seyrederken, bazı kişilerde daha hızlı kötüleşebilir.
İlerlemeyi hızlandırabilecek faktörler şunlardır:
KOAH ilerleyici olabilir, ancak ilerleme hızı değiştirilebilir. Sigaranın bırakılması, doğru inhaler tedavi, aşılar, rehabilitasyon ve alevlenmelerin önlenmesi hastalığın gidişatını olumlu etkileyebilir.
KOAH’ta akciğerde oluşmuş bazı yapısal hasarlar tamamen geri döndürülemeyebilir. Ancak hastalığın ilerleme hızı yavaşlatılabilir, belirtiler azaltılabilir ve alevlenmeler önlenebilir.
En önemli adımlar şunlardır:
İleri evreye geçiş her zaman tamamen engellenemeyebilir. Ancak doğru takip ve tedaviyle birçok hastada yaşam kalitesi korunabilir.
KOAH tedavisinin amacı hastalığı “tamamen yok etmek” değildir. Tedavinin amacı belirtileri azaltmak, alevlenmeleri önlemek, günlük yaşam kapasitesini artırmak ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaktır.
Tedavi hedefleri şunlardır:
KOAH tedavisi kişiye özel olmalıdır. Aynı spirometri değerine sahip iki hastanın tedavi ihtiyacı farklı olabilir.
İleri evre KOAH tedavisi çok yönlü planlanır.
Tedavi başlıkları şunlar olabilir:
Her ileri evre KOAH hastasına aynı tedavi uygulanmaz. Tedavi, hastalığın tipine, amfizem dağılımına, alevlenme öyküsüne, oksijen düzeyine, yaşa, genel sağlık durumuna ve hastanın hedeflerine göre belirlenir.
Evet. Pulmoner rehabilitasyon KOAH tedavisinin en önemli parçalarından biridir. İleri evrede bile yararlı olabilir.
Pulmoner rehabilitasyon programları genellikle:
içerir.
Pulmoner rehabilitasyon nefes darlığını tamamen ortadan kaldırmayabilir. Ancak kişinin daha az korkarak hareket etmesine, kas gücünü artırmasına, efor kapasitesini geliştirmesine ve günlük yaşamda daha bağımsız kalmasına yardımcı olabilir.
İnhaler ilaçlar KOAH’ı tamamen ortadan kaldırmaz. Ancak hava yollarını genişleterek nefes darlığını azaltabilir, egzersiz kapasitesini artırabilir ve alevlenmeleri azaltabilir.
İleri evrede inhaler tedavi genellikle daha dikkatli düzenlenir. Uzun etkili bronkodilatörler, farklı ilaç kombinasyonları ve alevlenme riskine göre inhaler kortikosteroidler değerlendirilebilir.
İnhaler ilaçların etkili olması için doğru teknikle kullanılması gerekir. Yanlış kullanılan inhaler, pahalı bir plastik objeye dönüşür. İlaç akciğere gitmiyorsa tedavi de doğal olarak görevini yerine getiremez.
Bu nedenle kontrol muayenelerinde inhaler tekniği mutlaka gözden geçirilmelidir.
Hayır. Oksijen tedavisi nefes darlığı olan her KOAH hastasına verilmez.
Nefes darlığı bazen hava hapsi, kas zayıflığı, kondisyon düşüklüğü, kalp hastalığı, kansızlık veya kaygı nedeniyle artabilir. Oksijen yalnızca kandaki oksijen düzeyi belirli sınırların altına düştüğünde gerekli olabilir.
Uzun süreli oksijen tedavisi kararı:
ile verilir.
Oksijen doğru hastada yaşam kalitesi ve sağkalım açısından önemli olabilir. Yanlış veya gereksiz kullanım ise etkisiz, maliyetli ve bazen riskli olabilir.
Seçilmiş ileri amfizem hastalarında bronkoskopik hacim küçültücü tedaviler değerlendirilebilir. Bunlar her KOAH hastası için uygun değildir.
Bronkoskopik valf tedavisi gibi yöntemlerde amaç, aşırı şişmiş ve işlevi azalmış akciğer bölgelerinin hacmini azaltarak daha sağlıklı bölgelerin daha iyi çalışmasına yardımcı olmaktır.
Uygunluk değerlendirmesinde:
dikkate alınır.
Bu tedaviler ileri merkezlerde ve seçilmiş hastalarda değerlendirilir. “KOAH ileri, o zaman valf takalım” gibi düz mantıkla karar verilmez. Tıp bazen gerçekten seçici davranmayı başarır.
Çok ileri KOAH’ta, uygun seçilmiş bazı hastalarda akciğer nakli değerlendirilebilir. Ancak bu çok özel bir süreçtir.
Akciğer nakli için yalnızca KOAH’ın ileri olması yeterli değildir.
Değerlendirmede:
dikkate alınır.
Akciğer nakli, tüm ileri evre KOAH hastaları için uygun değildir. Uygun hastalarda göğüs hastalıkları ve nakil merkezleri tarafından ayrıntılı değerlendirme yapılır.
İleri evre KOAH’ta amaç yalnızca test değerlerini düzeltmek değildir. Hastanın günlük yaşamını sürdürebilmesi, daha az alevlenme yaşaması ve daha güvenli hareket edebilmesi önemlidir.
Yaşam kalitesini korumak için:
İleri evre KOAH’ta hareketsizlik çoğu zaman hastalığı daha da zorlaştırır. Elbette maraton koşmak değil, kişinin kapasitesine uygun güvenli hareket hedeflenir.
KOAH hastalarında bazı belirtiler acil değerlendirme gerektirir.
Aşağıdaki durumlarda acil başvuru gerekebilir:
İleri evre KOAH’ta alevlenmeler daha hızlı ağırlaşabilir. Bu nedenle hastanın ve yakınlarının acil belirtileri bilmesi önemlidir.
KOAH tanısı ve takibi için temel branş göğüs hastalıklarıdır.
İlk değerlendirme aile hekimi veya iç hastalıkları tarafından yapılabilir. Ancak spirometri, tedavi düzenlemesi, alevlenme riski, oksijen ihtiyacı ve ileri tedavi seçenekleri için göğüs hastalıkları değerlendirmesi önemlidir.
İleri evrede farklı uzmanlıklar da devreye girebilir:
KOAH uzun süreli bir hastalıktır. Tek reçeteyle biten bir süreç değildir. Takip, tedavinin en az ilaç kadar önemli parçasıdır.
KOAH, hava yollarında kalıcı hava akımı kısıtlılığıyla seyreden kronik ve ilerleyici bir akciğer hastalığıdır. En sık sigara dumanı ile ilişkili olsa da pasif duman, hava kirliliği, mesleki toz ve kimyasal maruziyetler, biyokütle dumanı ve genetik nedenler de KOAH gelişiminde rol oynayabilir.
KOAH’ta nefes darlığı, kronik öksürük, balgam, hırıltı, efor kapasitesinde azalma ve sık solunum yolu enfeksiyonları görülebilir. Tanı için şikâyetler ve risk faktörleri önemlidir ancak kesin değerlendirme spirometri ile yapılır.
KOAH’ın ileri evre kabul edilmesi yalnızca tek bir belirtiye veya tek bir test sonucuna bağlanmaz. FEV1 değerinin yüzde 50’nin altına düşmesi, GOLD 3 veya GOLD 4 hava akımı kısıtlılığı, günlük yaşamı belirgin sınırlayan nefes darlığı, sık alevlenmeler, hastane yatışları, oksijen düşüklüğü, karbondioksit yüksekliği, pulmoner hipertansiyon, sağ kalp yetmezliği, kilo kaybı ve kas erimesi ileri evre açısından önemli bulgulardır.
İleri evre KOAH ve son evre KOAH aynı şey değildir. İleri evrede hastalık ciddi düzeye ulaşmış olabilir ancak tedavi, rehabilitasyon, oksijen değerlendirmesi, alevlenme önleme ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik birçok seçenek hâlâ önemlidir.
KOAH tedavisinde en kritik adımlardan biri sigaranın bırakılmasıdır. Bunun yanında doğru inhaler tedavi, aşılar, pulmoner rehabilitasyon, fiziksel aktivite, beslenme desteği, alevlenmelerin erken yönetimi ve düzenli takip hastalığın seyrini olumlu etkileyebilir.
İleri evre KOAH’ta tedavi kişiye özel planlanmalıdır. Hastanın solunum testi, semptomları, alevlenme öyküsü, oksijen durumu, günlük yaşam kapasitesi ve eşlik eden hastalıkları birlikte değerlendirilmelidir.
KOAH, kronik obstrüktif akciğer hastalığıdır. Akciğerlerde hava akımının kalıcı şekilde kısıtlanmasıyla seyreden kronik bir hastalıktır. Nefes darlığı, öksürük, balgam ve efor kapasitesinde azalma görülebilir.
KOAH tanısı belirtiler, risk faktörleri, muayene ve spirometri ile konur. Bronkodilatör sonrası FEV1/FVC oranının 0,70’in altında olması kalıcı hava akımı kısıtlılığını gösterir.
FEV1 değeri yüzde 50’nin altına düşmüşse, GOLD 3 veya GOLD 4 düzeyi varsa, nefes darlığı günlük yaşamı belirgin sınırlıyorsa, sık alevlenme veya oksijen düşüklüğü bulunuyorsa KOAH ileri evre kabul edilebilir.
GOLD 3, ağır hava akımı kısıtlılığı anlamına gelir. FEV1 beklenen değerin yaklaşık yüzde 30 ila 49’u arasındadır. Bu düzey ileri evre KOAH açısından önemli bir göstergedir.
GOLD 4, çok ağır hava akımı kısıtlılığıdır. FEV1 beklenen değerin yüzde 30’unun altındadır. Bu evrede solunum yetmezliği, oksijen ihtiyacı ve ciddi günlük yaşam kısıtlılığı görülebilir.
Hayır. İleri evre KOAH ciddi hastalık düzeyini ifade eder. Son evre KOAH ise daha ağır, yaşam beklentisi ve palyatif bakım ihtiyacının da değerlendirildiği bir tabloyu anlatır.
Uzun süreli oksijen tedavisi, istirahatte kalıcı oksijen düşüklüğü olan belirli hastalarda değerlendirilir. Karar parmak ölçümü, kan gazı ve klinik değerlendirme ile verilir.
KOAH’ta oluşmuş yapısal akciğer hasarı çoğu zaman tamamen geri dönmez. Ancak sigaranın bırakılması, doğru tedavi, rehabilitasyon ve alevlenme önleme ile belirtiler azaltılabilir ve hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir.
Evet. Pasif duman, hava kirliliği, biyokütle dumanı, mesleki toz ve kimyasallar, geçirilmiş enfeksiyonlar ve genetik nedenler sigara içmeyen kişilerde de KOAH’a yol açabilir.
KOAH tanısı ve takibi için göğüs hastalıkları uzmanına başvurulur. İlk değerlendirme aile hekimi veya iç hastalıkları tarafından yapılabilir. İleri evrede kardiyoloji, rehabilitasyon, beslenme, göğüs cerrahisi veya palyatif bakım desteği gerekebilir.