

Aşırı terleme şikâyetinde uygulanacak testler, terlemenin özelliklerine ve altta yatan başka bir sağlık sorunu bulunup bulunmadığına göre belirlenir. Her aşırı terleme yaşayan kişiye aynı kan tahlillerinin, görüntüleme yöntemlerinin veya terleme ölçümlerinin yapılması gerekmez.
Hiperhidroz tanısı çoğunlukla hastanın öyküsü ve fizik muayene ile konulur. Terlemenin ne zaman başladığı, hangi bölgelerde görüldüğü, gece devam edip etmediği, simetrik olup olmadığı ve günlük yaşamı nasıl etkilediği değerlendirilir.
Çocukluk veya ergenlik döneminde başlayan, iki taraflı ve simetrik görülen, uyku sırasında azalan bölgesel terleme primer hiperhidroz ile uyumlu olabilir. Bu özelliklerin bulunduğu ve başka bir hastalığı düşündüren bulgunun olmadığı kişilerde kapsamlı laboratuvar testlerine ihtiyaç duyulmayabilir.
Terlemenin yetişkinlik döneminde aniden başlaması, tüm vücudu etkilemesi, gece ortaya çıkması veya kilo kaybı, ateş, çarpıntı ve titreme gibi belirtilerle birlikte görülmesi halinde sekonder hiperhidroz araştırılır. Bu durumda kan tahlilleri, idrar testleri, görüntüleme yöntemleri veya farklı uzmanlık değerlendirmeleri gerekebilir.
Aşırı terleme için tek başına tanı koyan özel bir kan testi bulunmaz. Tetkiklerin amacı çoğunlukla tiroid hastalıkları, kan şekeri bozuklukları, enfeksiyonlar, ilaç yan etkileri ve diğer olası nedenleri araştırmaktır.
Aşırı terleme genel olarak primer ve sekonder hiperhidroz şeklinde iki ana grupta değerlendirilir.
Primer hiperhidrozda terlemeye neden olan belirgin bir hastalık veya ilaç bulunmaz. Sorunun ter bezlerini kontrol eden sempatik sinir sisteminin gereğinden fazla çalışmasıyla ilişkili olduğu düşünülür.
Sekonder hiperhidrozda ise terleme:
gibi bir nedene bağlı olarak ortaya çıkar.
Yapılan testlerin temel amacı primer hiperhidrozu doğrudan kanıtlamak değildir. Öncelikle sekonder terlemeye yol açabilecek durumların bulunup bulunmadığı araştırılır.
Ayrıca bazı terleme testleri terlemenin dağılımını göstermek, şiddetini ölçmek veya botulinum toksin gibi bölgesel tedavilerin uygulanacağı alanı belirlemek için kullanılabilir.
Hayır. Her hastaya kapsamlı kan tahlili, idrar testi veya görüntüleme yapılması gerekmez.
Primer bölgesel hiperhidrozun tipik özelliklerini taşıyan kişilerde tanı çoğunlukla klinik değerlendirmeyle konulabilir.
Primer hiperhidrozu düşündüren özellikler şunlardır:
Bu özellikler bulunuyor ve muayenede sekonder bir neden düşündüren bulgu görülmüyorsa laboratuvar tetkiki yapılmadan primer hiperhidroz tanısı düşünülebilir.
Ancak tanı konusunda şüphe varsa veya belirtiler alışılmış primer hiperhidroz tablosuna uymuyorsa tetkik planlanır.
Aşağıdaki özelliklerin bulunması sekonder hiperhidroz açısından daha ayrıntılı değerlendirme gerektirebilir:
Bu belirtilerin bulunması mutlaka ciddi bir hastalık olduğu anlamına gelmez. Ancak terlemeyi yalnızca primer hiperhidroz olarak kabul etmeden önce altta yatan nedenlerin değerlendirilmesini gerektirir.
Aşırı terleme değerlendirmesi genellikle ayrıntılı hasta öyküsüyle başlar. Kan tahlilleri çoğunlukla bu değerlendirmeden sonra belirlenir.
Doktor şu soruların cevaplarını araştırabilir:
Bu sorular, hangi testlerin gerçekten gerekli olduğunu belirlemeye yardımcı olur.
Fizik muayene sırasında terlemenin görüldüğü bölgeler, cilt yapısı ve eşlik eden bulgular değerlendirilir.
Muayenede şu özelliklere bakılabilir:
Terleme her zaman muayene sırasında görülmeyebilir. Hiperhidroz dönemsel olabildiği için hastanın şikâyetlerini ayrıntılı biçimde anlatması tanıda önemlidir.
Kan testleri herkese aynı şekilde uygulanmaz. Hangi tahlillerin isteneceği hastanın yaşı, belirtileri, kullandığı ilaçlar ve muayene bulgularına göre belirlenir.
Tam kan sayımı veya hemogram, kandaki alyuvar, akyuvar ve trombositlerin değerlendirilmesini sağlar.
Hemogram şu durumlar hakkında bilgi verebilir:
Aşırı terleme tek başına hemogram yapılmasını zorunlu hale getirmez. Ancak gece terlemesi, ateş, halsizlik, açıklanamayan kilo kaybı veya sık enfeksiyon gibi belirtiler varsa değerlendirmeye eklenebilir.
Hemogram sonucu tek başına terlemenin nedenini göstermez. Sonuçlar hastanın diğer bulgularıyla birlikte yorumlanır.
C-reaktif protein ve eritrosit sedimentasyon hızı, vücutta enfeksiyon veya iltihabi bir süreç bulunup bulunmadığı hakkında bilgi verebilen testlerdir.
Bu testler özellikle:
bulunduğunda değerlendirilebilir.
CRP veya sedimentasyon değerlerinin yüksek olması terlemenin nedenini doğrudan göstermez. Enfeksiyonlardan romatolojik hastalıklara kadar farklı durumlarda yükselebilir.
Sonucun yüksek bulunması halinde hastanın belirtilerine göre ek tetkikler planlanabilir.
Kan şekeri düşüklüğü ve diyabetle ilişkili bazı durumlar aşırı terlemeye neden olabilir.
Kan şekeri değerlendirmesinde şu testler kullanılabilir:
Kan şekeri düştüğünde terlemeye şu belirtiler eşlik edebilir:
Diyabet tedavisinde kullanılan insülin veya bazı ilaçlar kan şekeri düşüklüğüne yol açabilir. Bu nedenle terlemenin öğünlerle, egzersizle veya ilaç saatleriyle ilişkisi sorgulanır.
HbA1c, son birkaç aylık ortalama kan şekeri düzeyi hakkında bilgi verir. Ancak anlık kan şekeri düşüklüğünü tek başına göstermez.
Tiroid bezinin normalden fazla çalışması metabolizmayı hızlandırarak vücut sıcaklığını ve terlemeyi artırabilir.
Tiroid değerlendirmesinde çoğunlukla:
testleri kullanılabilir.
Tiroid bezinin aşırı çalışmasına bağlı terlemede şu belirtiler görülebilir:
Terlemeyle birlikte bu belirtiler bulunuyorsa tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesi daha anlamlı hale gelir.
Her bölgesel hiperhidroz hastasına rutin olarak tiroid testi yapılması gerekli değildir. Tetkik kararı klinik bulgulara göre verilir.
Böbrek fonksiyonları ve elektrolit düzeyleri genel sağlık durumunun değerlendirilmesi ve bazı metabolik sorunların araştırılması amacıyla incelenebilir.
Bu değerlendirmede:
gibi değerler istenebilir.
Elektrolit bozuklukları doğrudan en yaygın hiperhidroz nedeni değildir. Ancak yaygın terleme, sıvı kaybı, kullanılan ilaçlar, böbrek hastalığı veya başka sistemik belirtiler varsa değerlendirmeye eklenebilir.
Yoğun ve uzun süreli terleme sıvı ve elektrolit kaybına katkıda bulunabilir. Özellikle sıcak ortamda çalışan veya ağır egzersiz yapan kişilerde susuzluk, kas krampları ve baş dönmesi gibi belirtiler dikkate alınmalıdır.
Karaciğer fonksiyon testleri, yaygın terlemeye eşlik eden sistemik belirtiler bulunduğunda genel değerlendirmeye eklenebilir.
Bu testler arasında:
yer alabilir.
Karaciğer testleri primer hiperhidrozu teşhis etmek için kullanılmaz. Kullanılan ilaçların etkisini, sistemik hastalıkları veya genel sağlık durumunu değerlendirmek amacıyla istenebilir.
Her aşırı terleme şikâyetinde geniş bir hormon paneline ihtiyaç duyulmaz.
Hormon testleri kişinin yaşı, cinsiyeti, belirtileri ve klinik öyküsüne göre seçilir.
Menopoz dönemindeki sıcak basmaları ve gece terlemeleri çoğunlukla klinik belirtilerle değerlendirilebilir. Bazı durumlarda kadın hastalıkları ve doğum veya endokrinoloji uzmanı hormonal tetkik planlayabilir.
Gebelik ihtimali bulunan kişilerde, terlemeye eşlik eden belirtiler ve planlanan tedaviler dikkate alınarak gebelik testi istenebilir.
Nadir hormonal hastalıklara yönelik testler ise yalnızca hastanın belirtileri bu durumları düşündürüyorsa yapılır. Her aşırı terleme hastasına nadir hastalık taraması yapılması uygun değildir.
Feokromositoma, böbreküstü bezlerinden kaynaklanabilen ve hormon salgılayabilen nadir bir tümördür. Aşırı terleme bu hastalıkta görülebilir ancak tek başına feokromositomayı düşündürmez.
Şu belirtilerin ataklar halinde birlikte görülmesi halinde değerlendirme yapılabilir:
Klinik şüphe varsa kan veya idrarda metanefrin ölçümleri gibi özel testler kullanılabilir.
Bu tetkikler rutin hiperhidroz testleri değildir. Gereksiz yere yapılmaları yanlış pozitif sonuçlara ve gereksiz ileri incelemelere yol açabilir.
Karsinoid sendrom bazı hormon salgılayan tümörlerle ilişkili nadir bir durumdur.
Yüz kızarması ve terlemeye:
eşlik ediyorsa doktor özel testler düşünebilir.
İdrarda 5-HIAA gibi testler belirli klinik durumlarda kullanılabilir. Ancak yalnızca aşırı terleme bulunması bu testin yapılması için yeterli değildir.
Nadir hastalıklara yönelik testler belirtilere ve uzman değerlendirmesine göre planlanmalıdır.
Bazı enfeksiyonlar özellikle ateş ve gece terlemesine neden olabilir.
Enfeksiyon açısından değerlendirmeyi gerektirebilecek belirtiler şunlardır:
Şüphelenilen enfeksiyona göre:
istenebilir.
Bu testler tüm hiperhidroz hastalarına rutin olarak uygulanmaz. Hastanın öyküsü, risk faktörleri ve muayene bulguları doğrultusunda seçilir.
Bazı hastalarda kan tahlillerine ek olarak idrar testleri istenebilir.
İdrar testleri şu amaçlarla kullanılabilir:
Standart idrar tahlili primer hiperhidroz tanısını koymaz.
Özel idrar testleri yalnızca feokromositoma veya karsinoid sendrom gibi belirli bir hastalık düşünülüyorsa planlanabilir.
Kullanılan ilaçların ayrıntılı biçimde gözden geçirilmesi, laboratuvar testi kadar önemli olabilir.
Terlemeyi artırabilecek ilaç grupları arasında bazı:
bulunabilir.
Ayrıca kafein, alkol, nikotin, enerji içecekleri ve bazı uyarıcı maddeler de terleme düzenini etkileyebilir.
Terleme yeni bir ilaç başladıktan veya doz değişikliğinden sonra ortaya çıktıysa bu bilgi doktora verilmelidir. İlaç, terlemeye neden olabileceği düşünülse bile doktor önerisi olmadan aniden bırakılmamalıdır.
İlaç yan etkisi düşünülüyorsa ilacı reçete eden doktorla birlikte doz değişikliği veya alternatif tedavi değerlendirilebilir.
Primer bölgesel hiperhidrozda rutin olarak ultrason, bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme yapılmaz.
Görüntüleme yöntemleri yalnızca hastanın belirtileri ve muayene bulguları belirli bir hastalığı düşündürüyorsa kullanılır.
Akciğer grafisi şu belirtilerin bulunduğu kişilerde değerlendirilebilir:
Akciğer grafisi aşırı terlemeyi ölçmez ve primer hiperhidroz tanısı koymaz. Terlemeye neden olabilecek göğüs hastalıklarının araştırılmasında yardımcı olabilir.
Bu görüntüleme yöntemleri aşırı terleme şikâyetinde rutin tarama amacıyla kullanılmaz.
Ultrason, bilgisayarlı tomografi veya MR:
bulunduğunda değerlendirilebilir.
Hangi bölgenin görüntüleneceği, düşünülen hastalığa göre belirlenir. Sadece “çok terliyorum” şikâyetiyle tüm vücut görüntülemesi yapılması standart bir yaklaşım değildir.
Terlemenin bulunduğu alanı veya miktarını değerlendirmek için bazı özel yöntemler kullanılabilir.
Bu testler her hastada gerekli değildir. Çoğunlukla tanının net olmadığı durumlarda, araştırmalarda, tedavi öncesinde alan belirlemek veya tedavi sonucunu değerlendirmek için kullanılır.
İyot-nişasta testi, Minor testi olarak da bilinen ve terleyen bölgelerin belirlenmesini sağlayan bir yöntemdir.
Uygulama sırasında:
Renk değişimi ter bezlerinin aktif olduğu bölgeleri gösterir.
İyot-nişasta testi özellikle:
amacıyla kullanılabilir.
Test terlemenin nedenini tek başına göstermez. Daha çok aktif terleme alanlarını haritalandırır.
İyot-nişasta testi genellikle ağrılı değildir ve iğne kullanılmasını gerektirmez.
Ancak ciltte yara, tahriş veya iyot içeren ürünlere karşı hassasiyet varsa uygulama öncesinde doktora bilgi verilmelidir.
Test sırasında ciltte geçici renk değişikliği oluşabilir. Uygulama sonrasında bölge temizlenir.
Gravimetrik ölçüm, belirli bir sürede üretilen ter miktarını ağırlık üzerinden değerlendiren yöntemdir.
Uygulamada genellikle:
Bu yöntemle ter miktarı miligram/dakika gibi bir değerle ifade edilebilir.
Gravimetrik ölçüm özellikle el ve koltuk altı terlemesinde kullanılabilir. Ancak oda sıcaklığı, stres, ölçüm süresi ve kişinin o andaki terleme durumu sonucu etkileyebilir.
Bu nedenle gravimetrik ölçüm rutin tanıda her zaman gerekli değildir. Daha çok araştırmalarda veya tedavi sonuçlarının karşılaştırılmasında kullanılabilir.
Termoregülatuvar terleme testi, vücudun sıcaklık artışına verdiği terleme yanıtının dağılımını değerlendiren özel bir testtir.
Test sırasında vücut kontrollü bir ortamda ısıtılır. Cilt üzerine terle temas ettiğinde renk değiştiren özel bir madde uygulanabilir.
Terleme meydana geldikçe renk değişen bölgeler vücuttaki terleme dağılımını gösterir.
Bu yöntem:
amacıyla kullanılabilir.
Termoregülatuvar terleme testi her merkezde bulunmaz ve primer el, ayak veya koltuk altı hiperhidrozunun rutin değerlendirmesinde çoğunlukla gerekli değildir.
QSART, ter bezlerini kontrol eden küçük otonom sinir liflerinin çalışmasını değerlendiren özel bir testtir.
Test sırasında cilde belirli bir madde ve düşük düzeyli elektriksel uyarı uygulanarak ter bezlerinin verdiği yanıt ölçülür.
QSART özellikle:
düşünüldüğünde kullanılabilir.
QSART primer hiperhidroz tanısında rutin olarak uygulanmaz. Daha çok nöroloji ve otonom sinir sistemi değerlendirmesinin bir parçasıdır.
Çoğu primer hiperhidroz hastasında özel terleme testi yapılmadan tanı konulabilir.
İyot-nişasta testi veya gravimetrik ölçüm:
için kullanılabilir.
Hastanın şikâyeti, terlemenin dağılımı ve günlük yaşam üzerindeki etkisi çoğu zaman laboratuvar ölçümünden daha belirleyicidir.
Kişi muayene sırasında terlemiyorsa bu durum hiperhidroz olmadığı anlamına gelmez. Terleme dönemsel olabilir ve klinik ortamın sıcaklığı veya hastanın o andaki stres düzeyi sonucu etkileyebilir.
Hiperhidroz Hastalık Şiddet Ölçeği, laboratuvar testi değildir. Hastanın terlemeyi ne kadar tolere edebildiğini ve günlük yaşamının ne ölçüde etkilendiğini değerlendiren kısa bir ölçektir.
Değerlendirmede terleme genel olarak dört düzeyde ele alınır:
Bu ölçek:
için kullanılabilir.
Ter miktarını gram veya miligram olarak ölçmez. Hastanın yaşadığı işlev kaybını değerlendirir.
Aşırı terleme yalnızca cildin ıslanmasına neden olmaz. Sosyal ilişkileri, iş hayatını, eğitimi ve günlük aktiviteleri etkileyebilir.
Yaşam kalitesi değerlendirmesinde şu sorunlar ele alınabilir:
Yaşam kalitesi ölçekleri tanıyı tek başına koymaz. Ancak tedavinin gerekliliğini ve sağlanan iyileşmeyi değerlendirmeye yardımcı olur.
Gece terlemesinde uygulanacak testler hastanın diğer belirtilerine göre belirlenir.
Odanın sıcak olması, kalın yatak örtüleri veya menopoz gibi nedenler gece terlemesine yol açabilir. Bununla birlikte enfeksiyonlar, tiroid hastalıkları, kan şekeri düşüklüğü, ilaçlar ve bazı sistemik hastalıklar da değerlendirilmelidir.
Gece terlemesinde gerekli görülürse:
istenebilir.
Hangi testlerin yapılacağı gece terlemesinin süresine, şiddetine ve eşlik eden belirtilere bağlıdır.
Primer bölgesel hiperhidroz genellikle uyku sırasında azalır. Bu nedenle yeni başlayan ve yoğun gece terlemesi primer hiperhidrozdan farklı değerlendirilir.
Primer hiperhidroz çoğunlukla vücudun iki tarafını simetrik biçimde etkiler.
Yüzün, elin, ayağın veya vücudun yalnızca bir tarafında belirgin terleme olması sinir sistemi veya bölgesel bir hastalık açısından değerlendirme gerektirebilir.
Tek taraflı terlemede:
planlanabilir.
Görüntüleme herkese otomatik olarak yapılmaz. Terlemenin bulunduğu bölge ve eşlik eden nörolojik belirtiler doğrultusunda karar verilir.
Acı veya çok sıcak yiyecekler sırasında yüzün terlemesi çoğunlukla doğal bir tepkidir.
Ancak yemek sırasında yüzün belirli bir tarafında terleme ve kızarma oluşması Frey sendromunu düşündürebilir. Bu durum özellikle daha önce tükürük bezi ameliyatı, yüz travması veya bölgesel sinir yaralanması geçiren kişilerde görülebilir.
Değerlendirmede:
kullanılabilir.
İyot-nişasta testi sırasında kişiye terlemeyi tetikleyen yiyecek verilebilir ve aktif terleyen bölge belirlenebilir.
Primer el, ayak ve koltuk altı hiperhidrozu çoğunlukla hasta öyküsü ve muayeneyle teşhis edilir.
Bu bölgelerde:
primer hiperhidrozu destekler.
İyot-nişasta testi terleme alanını göstermek amacıyla kullanılabilir. Gravimetrik ölçüm ise üretilen ter miktarını değerlendirebilir.
Ancak tedavi kararı yalnızca ölçülen ter miktarına göre verilmez. Hastanın günlük yaşamındaki etkilenme de dikkate alınır.
Yüz ve saçlı deri bölgesindeki aşırı terleme kraniyofasiyal hiperhidroz kapsamında değerlendirilebilir.
Değerlendirmede:
sorgulanır.
Primer kraniyofasiyal hiperhidrozun tipik özellikleri bulunuyorsa kapsamlı testler gerekmeyebilir.
Terleme aniden başladıysa, yalnızca tek tarafta görülüyorsa, geceleri devam ediyorsa veya sistemik belirtiler bulunuyorsa kan tahlilleri ve gerekli uzmanlık değerlendirmeleri yapılabilir.
Primer hiperhidrozun tanısı için cilt biyopsisi yapılmaz.
Ter bezlerinin sayısı çoğunlukla normaldir. Sorun, bezlerin sempatik sinir sistemi tarafından aşırı uyarılmasıyla ilişkilidir.
Cilt biyopsisi ancak terlemeye eşlik eden farklı bir cilt hastalığı, kitle veya yapısal bozukluk düşünülüyorsa gündeme gelebilir.
Rutin el, ayak, koltuk altı veya yüz hiperhidrozu değerlendirmesinde biyopsiye ihtiyaç duyulmaz.
Kan tahlillerinin ve diğer incelemelerin normal bulunması terleme şikâyetinin önemsiz veya hayal ürünü olduğu anlamına gelmez.
Sekonder nedenler dışlandıktan sonra terlemenin özellikleri primer hiperhidrozla uyumluysa tanı klinik olarak konulabilir.
Primer hiperhidrozda:
Temel sorun ter bezlerinin sayısı değil, sinir sistemi tarafından gereğinden fazla uyarılmasıdır.
Tanı sonrasında tedavi terlemenin bulunduğu bölgeye, şiddetine ve hastanın yaşam kalitesine göre planlanır.
Tetkik sonucunda sekonder bir neden saptanırsa öncelikle bu durumun tedavisi planlanır.
Örneğin:
Altta yatan nedenin tedavi edilmesi terlemenin azalmasını sağlayabilir.
Primer hiperhidroz tanısı konulursa:
değerlendirilebilir.
Endoskopik torasik sempatik cerrahi her aşırı terleme hastasına uygulanmaz. Cerrahi düşünülmeden önce terlemenin primer hiperhidroza bağlı olduğunun ve uygun cerrahi dışı tedavilerin değerlendirildiğinin belirlenmesi gerekir.
Cerrahi öncesindeki tetkikler iki farklı amaç taşır:
Ameliyat öncesinde hastanın yaşı ve sağlık durumuna göre:
istenebilir.
Her hastaya aynı testlerin yapılması gerekmez. Tetkik planı hastanın yaşı, kronik hastalıkları, kullandığı ilaçlar ve cerrahi merkezin protokolüne göre değişebilir.
Cerrahi karar yalnızca kan tahlillerinin normal olmasına göre verilmez.
Primer hiperhidroz tanısının doğrulanması, terlemenin yaşam kalitesini ciddi biçimde etkilemesi ve uygun cerrahi dışı tedavilerden yeterli fayda alınamaması gerekir.
Hastanın ayrıca cerrahinin olası sonuçlarını anlaması önemlidir.
Endoskopik torasik sempatik cerrahi sonrasında vücudun sırt, göğüs, karın, bel veya bacak gibi başka bölgelerinde terleme artabilir. Kompansatuvar terleme olarak adlandırılan bu durumun şiddeti kişiden kişiye değişebilir.
Normal tetkikler cerrahinin mutlaka gerekli veya risksiz olduğu anlamına gelmez. Cerrahi karar hasta seçimi, şikâyetin şiddeti ve fayda-risk değerlendirmesiyle verilir.
İlk değerlendirme aile hekimi, iç hastalıkları veya dermatoloji uzmanı tarafından yapılabilir.
Terlemenin özelliklerine göre farklı uzmanlık alanlarına yönlendirme gerekebilir:
Primer hiperhidroz tanısı konulan hastalarda tedavinin bulunduğu bölgeye göre dermatoloji ve göğüs cerrahisi birlikte değerlendirme yapabilir.
Aşırı terleme bazı acil sağlık sorunlarında da görülebilir.
Terlemeye aşağıdaki belirtiler eşlik ediyorsa acil tıbbi değerlendirme gerekir:
Bu durumlarda terleme için rutin poliklinik testi beklenmemelidir. Öncelik acil tablonun değerlendirilmesidir.
Aşırı terleme tanısında herkese uygulanan tek bir test bulunmaz. Değerlendirme öncelikle hastanın öyküsü ve fizik muayeneyle başlar.
Çocukluk veya genç yaşta başlayan, iki taraflı ve simetrik görülen, uyku sırasında azalan bölgesel terleme primer hiperhidrozla uyumlu olabilir. Bu kişilerde başka bir hastalığı düşündüren belirti yoksa kapsamlı laboratuvar incelemesi gerekmeyebilir.
Ani başlayan, tüm vücudu etkileyen, gece devam eden veya ateş, kilo kaybı, çarpıntı ve titreme gibi belirtilerle birlikte görülen terlemede sekonder nedenler araştırılır.
Hastanın belirtilerine göre tam kan sayımı, CRP, kan şekeri, HbA1c, tiroid fonksiyonları, böbrek ve karaciğer testleri istenebilir. Enfeksiyon, hormonal hastalık veya nörolojik sorun şüphesinde daha hedefli tetkikler uygulanabilir.
İyot-nişasta testi terleyen alanları gösterirken gravimetrik ölçüm belirli sürede üretilen ter miktarını değerlendirebilir. Termoregülatuvar terleme testi ve QSART gibi yöntemler ise daha çok özel nörolojik veya otonom sinir sistemi değerlendirmelerinde kullanılır.
Test sonuçlarının normal olması aşırı terleme şikâyetinin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Sekonder nedenler dışlandıktan sonra primer hiperhidroz tanısı klinik olarak konulabilir ve tedavi terlemenin bölgesine, şiddetine ve günlük yaşam üzerindeki etkisine göre planlanabilir.
Aşırı terlemeyi doğrudan gösteren özel bir kan testi bulunmaz. Kan tahlilleri tiroid hastalığı, kan şekeri bozukluğu, enfeksiyon veya başka bir sekonder neden olup olmadığını araştırmak amacıyla kullanılır.
Hastanın belirtilerine göre tam kan sayımı, CRP, sedimentasyon, açlık kan şekeri, HbA1c, TSH, serbest T4, böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri istenebilir. Her hastaya bütün testlerin yapılması gerekmez.
Primer hiperhidrozun tipik özellikleri bulunuyor ve başka bir hastalığı düşündüren belirti görülmüyorsa tanı çoğunlukla öykü ve muayeneyle konulabilir. Laboratuvar testlerine ihtiyaç duyulmayabilir.
Tiroid bezinin aşırı çalışması metabolizmayı ve vücut sıcaklığını artırabilir. Terlemeye çarpıntı, titreme, kilo kaybı ve sıcağa tahammülsüzlük eşlik ediyorsa tiroid fonksiyonları değerlendirilebilir.
İyot-nişasta testi ter bezlerinin aktif olduğu bölgeleri gösterir. Terleyen alanlarda koyu renk değişikliği meydana gelir. Test özellikle botulinum toksin uygulanacak alanı belirlemek veya Frey sendromunu değerlendirmek için kullanılabilir.
İyot-nişasta gibi bölgesel terleme testleri için genellikle açlık gerekmez. Açlık kan şekeri gibi bazı kan tahlilleri için açlık istenebilir. Hazırlık koşulları yapılacak teste göre değişir.
Gece terlemesinde belirtilere göre hemogram, CRP, kan şekeri, tiroid testleri, karaciğer ve böbrek fonksiyonları, enfeksiyon testleri veya akciğer grafisi istenebilir. Her hastada aynı tetkikler uygulanmaz.
Gravimetrik ölçümle belirli bir sürede üretilen ter miktarı hesaplanabilir. İyot-nişasta testi ise terlemenin dağılımını gösterir. Bu testler rutin tanıda her zaman gerekli değildir.
Hayır. Primer hiperhidrozda kan tahlilleri ve görüntüleme sonuçları normal olabilir. Sorun ter bezlerinin yapısından çok, sempatik sinir sistemi tarafından aşırı uyarılmasıyla ilişkilidir. Stres terlemeyi artırabilir ancak bu durum şikâyetin hayal ürünü olduğu anlamına gelmez.
Cerrahi öncesinde primer hiperhidroz tanısı ve hasta seçimi değerlendirilir. Ayrıca genel anesteziye uygunluğu belirlemek amacıyla kan tahlilleri, elektrokardiyografi, akciğer grafisi veya başka tetkikler istenebilir. Testler hastanın yaşına ve sağlık durumuna göre belirlenir.